Sevgili Mücevher Kutusu sobelemişti. Çok uzun zaman oldu ama hemen af dileyerek sobeyi cevaplayayım:
Ben küçükken; hiç bisikletten düşmedim, o yüzden hala iyi kullanamam.
Aslında ben; hmmm..benim işte.
İlk kopyamı ne zaman çektim; İlkokul beşinci sınıfta. O yıla kadar hep sınıf başkanı ve en çalışkanken, babamın mecburi hizmetle doğuya gidişi ve bizim de ona katılmamız arasında geçen zamanda derslerde çuvallayıp bunu kendime yediremem sonucu, son derece bilinçli, organize bir kopya olayım vardır. O kadar organize olana kadar çalışsam, o testten iyi not alırdım yine herhalde.
En saçma huyum; saçma olanları bırakıyorum. O yüzden yok. tur. diye düşünüyorum. Var mı yoksa?
Cep telefonum; marka ve modeli hiç önemli değil, sevdiklerime her an ulaşabileyim yeter.
Aşk bence; aklın hasta halidir. Bazen zamanla düzelir ya da şekil değiştirir. Ama herkesin başına gelmelidir.
En sevdiğim bloglar; samimi, pozitif, akıl dolu, umut dolu yazanlar.
İşte böyle.
Söz vermiştim, kızımın doğumgünündeki etkinliğimiz güzel geçerse bahsedecektim diye. Çok güzel geçti. O yüzden, buraya bakılmasını ve ilgi çekici bir etkinlik aranıyorsa denenmesini şiddetle tavsiye ederim. Bir buçuk saat boyunca 25 kadar kıpır kıpır çocuğun ilgisini ayakta tutmak kolay iş değil. Etkinlik bunu başardığı gibi, annelerin dahi ilgisini çekiyor. Bizim yerimiz dardı ve hava güzel olmasaydı ve çocuklar deneylerin sonunda dışarı çıkamasalardı, ne olurdu bilemiyorum ama, bir buçuk saat sonunda çil yavrusu gibi dağılıp, açık alanda koşturmaya başladı her biri ki, kimisi o soğukta üzerine mont bile giymeden fırlamıştı. Yani, konunun özü, etkinlik sonunda yollarında durmamak, biriken enerjilerini bir şekilde atmalarını sağlamak gerekecek.
Yarın da oğluşumun okulunda doğumgününü kutlayacağız. Haftasonu da büyüklerimiz ve arkadaşlarımızla küçük bir kutlama olacak. Ablası kadar geniş bir sosyal çevresi henüz yok, o yüzden davetli sayımız daha az. Tabii bu arada ateşinin düşmesi için dua ediyorum. Sanırım azı dişi çıkıyor, ateş içinde iki gündür. Okula da gidemiyor tabii. Ve çokönemli gelişme! Artık kendi başına uyuyor. Bu durum, pekçok şeyi de düzene soktu. Gece lambası ve etkili bir konuşma ile bir gecede, tek başına uyku durumuna geçti oğluşum. Bu sayede ben de kızımla yatmadan önce fısıltı sohbeti yapabiliyorum artık, uykudan hemen önce. İkimize de iyi geliyor bu.
Bayramı da evimizde geçirdik. Bol bol dinlendik. Blog arkadaşlarımı merak ediyorum, işlerden okuyamadım hiçkimseyi. Bu hafta yurtdışı tatil diye bir miktar rahatım. Açığı kapatabilir miyim acaba?
Çarşamba, Aralık 26, 2007
Salı, Aralık 04, 2007
4 Aralık

Gelelim oğluşuma. Bir kere ilk günler hiç de korktuğum gibi geçmedi. Biraz genel oyunlara katılımda çekinik kalsa da, bıcır bıcır sürekli konuşmuş, yemeklerini yemiş, öğyetmenine bayılmış. Bakıcı abla alışana kadar bekliyor ama görünmüyor. Hatta dün sabah okula kendi girmiş ve dönüp ablaya beni almayı unutma demiş. Haftasonu okulun neden kapalı olduğunu da anlayamadı önce. Bak ablan da gitmiyor, biz de işe gitmedik, ama iki günlük tatilden sonra okul tekrar açılacak ve gidebileceksin dedik. Okul tatil dediğimizde ilk sorduğu, ev ayakkabılarım okulda kaldı, nasıl alacağız dedi. Almaya gerek yok, gidince yine kullanacaksın dedik, rahatladı. Tabii beklenen oldu ve hastalandı oğluşum. Dün de halsiz olmasına rağmen gitmek istedi. Ama bugün epey kötüledi ve neyse ki bugün gitme olur mu? önerime itiraz etmedi. Öğlen tatilinde doktora gideceğiz. Acı ilaç vermemesi şartıyla tabii. İlk faaliyetlerini de dolabımıza astık hemen. Büyüdü. Büyüdü de pamuktan kardan adamlar yapıp, okul çantasına kitap bile seçiyor. İnanılmaz! İnanılmaz!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)